şükran aydın

Ne Hissettinse O'sundur 《 şükran aydın 》: Aşkı Tanırsan Tanrı'yı da Tanırsın

Aşkı Tanırsan Tanrı'yı da Tanırsın

http://nehissettinseo.blogspot.com.tr/

Aşkı Tanırsan Tanrı'yı da Tanırsın


  
Selamlar

Eğer bu konuda bir kaynak, bir kitap, bir araştırma ve bir ışık arasa idim; sanırım ancak bu kadar geniş, objektif ve hiçbir  zaman gidemeyeceğim, göremeyeceğim, sorup soramayacağım ve böylece konuşamayacağım bizzat kişilerden edinilmiş (ilk ağız ) kaynaktan böylesine dingin ve serin bir su bulabilirdim.


Yaşamı bir süredir küçük ve büyük mucizelerle geçen bendenizin
28 Ekim 1999 Perşembe günü bir sinema girişinde, film vaktini beklerken, göz atılan raflarda göze çarpan sayfaları bir ileri bir geri karıştırılan, sayfaların üzerine daha ilk o anlarda ve daha sonra okurken de çok sayfasına gözyaşlarını bırakan biri olarak iletmek istedim bu kitabı.

Adı: Alevi-Bektaşi Kimliği Sosyo-Antropolojik Araştırma
Yazarı: Prof. Dr. Orhan Türkdoğan
Yayınevi: Timaş Yayınları  - basım Tarihi: 1995
Türkocağı Cd. İstanbul Tabib Odası İşhanı No:17 Kat:1
Cağaloğlu-İstanbul  Telefon: 0212 513 84 14 0212 513 84 16
(sözkonusu adres ve telefon bilgileri değişmiş olabilir)


Yazarın özgeçmişinin en son bölümünde;
Türkdoğan, daha ziyade ülkemizde, Etnik Sosyoloji, Köy Sosyolojisi, Gecekondu Alanı, Tıbbi Sosyoloji ve son olarak da bu kitapla beraber uygulamalı sosyoloji alanında yayınlar yapmıştır
deniliyor.


Ve kitap şu sözle başlıyor;

Bizler ki, başları aynı kitaplara eğilmiş kimseleriz.
 Bizden daha yakın akraba mı olur?...”  (Cemil Meriç)


Ben ise daha ileri gideceğim, -hepimiz aynı insanız- diyeceğim.
yerkürenin üzerine doğup da, ruhunu bir tarafa, bedenini bir tarafa bırakarak giden hepimiz, aynı insanız.

Haddeki aşımlığı bırakarak kitaba devam edersek
17 ilde (Amasya, Antalya, Aydın, Bolu, Bursa, Çorum, Elazığ, İstanbul, Kars, Kırıkkale, İzmir, Malatya, Manisa, Muğla, Tekirdağ, Tokat, Urfa) araştırma yapılmış olup, bunların toplam 45 kasaba ve köyünü içermiş. (*)


Hem kendinizi, hem aynı  şehir/kasaba/köy/semt/ilçe/mahalle/apartmandaki diğerlerini ve dahası sevdiğiniz insanı ve yakınlarını, sizler/bizler kör misali görüp okuyamazken bu sis pusun içinde, adına farklılık denilen ve peşine olmazları da eklenen, epey hüzünlü gerçek aşk hikayelerini okuduğunuzda, sevmenin ve sevilmenin yeter gelmediğini gördüğünüzde ve üstelik bu kitabın içinde yer alan bilgilerin bir taraflarında  “geçit bekleyicisi gibi”  -o ve o’nun karşıtını düşünen bekçilerden iseniz bir de, insanı var eden hislerinizde bir cızbızlar oluşuyor.

Yav diyorsunuz
Yav, insandan öte daha ne var?
satırlara karşı bunu demek çok kolay oluyor inanın.


İş işte!, kitabın son sayfası olan 613.cü sayfasını kapattığınızda,
uzun uzun zaten düşünmüş oluyorsunuz ya, işte o zaman,  kararlar alıyorsunuz.
Derin dingin ve sade kararlar oluyor bunlar.


Gözlerinizin kapakları bir daha aynı yönden, bilmemezlikle bakmıyor. bakamıyor.
Biraz insanın sırtına bilgi yüklenince öyle diklenip de hemen OLUR/OLMAZ demiyor.

Eğer ruhunuza biraz bilgi eşliğinde inmek istiyorsanız ve bu Cennet ve Cehenem Mağaralarına turistik geziden daha da fazla merakınızı çekiyorsa, sadece tesadüfen karşılaştığım bu kitabı sizlere naçizane önerimi bir yerle çekip çekiştirmedenbendenizi bir taraf sanmadanbağımsız hür iradenizle karar verip, alıp, okuyun demek isterim.


Yerkürenin nice yüzyıllarında   -- ne farklılık isimleri ile –
(Almandı Rustu, güzeldi çirkindi, yetimdi duldu, zengindi fakirdi, yakındı ıraktı,
dosttu düşmandı, yeşildi, maviydi...... diye)
ne sevdalar horluğun rüzgârında savruldular ve öylece kalpler ayrı ayrı yitip gitti,
içten sızan ve sızamayan acılar ile.

Hangi yüzyılların hangi trilyonlarca insanını bulup getirebiliriz
ve dönülmez zamanı onlara yeniden yaşamaları için  geri verebiliriz şimdi?
-aha insansınız, seviniz/seviliniz de yaşayınız- diyebiliriz.
İmkansız.
Bilgi yoksa her şey yoktur.
Bilgi varsa en azından korkuya yer yoktur.
Yüzyılların hasret dolu insanları geri gelmese de, öndeki yüzyılların insanlarını kaybetmemek hüner olacaktır her bir bireyimiz için.


Çocuktum, anımsayamıyorum nereden dinlediğimi.
ama anımsıyorum şarkının (belki türkü?) bir kısım sözlerini.
ve hâlâ dudaklarıma dolanan  bölümünün dediği gibi;
“...
gün gördüm
günler gördüm
seni gördüm mest(lal) oldum
...”

Birbirlerimizi gördükçe mest olmak dileğiyle.


Sevgiler

Yorum Gönder