şükran aydın

Ne Hissettinse O'sundur 《 şükran aydın 》: Bir Türk Dünyaya Bedeldir

Bir Türk Dünyaya Bedeldir

http://nehissettinseo.com


Bir Türk Dünyaya Bedeldir

Deermişim!




Söz uçar yazı kalır” deniliyor, bazı konuşmalarımız uçabilecek cinsten bile değil.

Ne anlatabiliyoruz demek istediğimizi ne de anlayabiliyoruz. Altı üstü iki insanız çıkıp da kendimizden ötekine gidemiyoruz. Daha aynı dil içinde seyahat mümkün olmuyorsa, milyarları bulan insan sayımız, nasıl barış içinde yaşamak istediğini anlatıp da anlasın?
Eee, bu durumda histen tut da, eşeğin tırnağına kadar her konuda anlaşamamak, savaş kaçınılmaz oluyor.


Bendeniz kendi  kelliğinden habersiz, bir şans eseri merhemden haberdar oldu.
O, bu, şu derken öteki insana erişebilmek konusunda birçok iyi rehberler ile karşılaşıyorum. İşte bunlardan biri de Adnan Acar ve “DEER MİŞİM!” kitabı.


Kitaptaki, cep telefonuyla ilgili konuşmalarınızı yaparken önce içinizden kendi kendinize gülümseyeceğiniz, sonra da duraklayarak, ben, ben de yapmamalıyım diyeceğiniz en çarpıcı, en güzel kesiti hemen aşağıya alıyorum.


“Cep Öyküsü
.....
Cep telefonunda da aynı şeyleri yaşadım, o nedenle de kısa süre öncesine dek cep telefonum yoktu. Önceleri cep telefonu olanların konuşmaları ilginç ve gülünç geliyordu: “Cebin var mı?’ (Var, hem de bir sürü; pantolonumda beş, gömleğimde bir, ceketimde beş adet...Peki bundan sana ne?). Cebini açık tut seni arayacağım: (Allah Allah, cebimde ne işin var? Sanki, ‘açık bırak pencereni, örtme perdeyi bu gece,’ der gibi. Bu, ‘cebini açık tut’ da ne oluyor?). ‘Cepten arıyorum, uzun konuşamayacağım’ ya da ‘beni cepten ara.’ (Acaba hangi cepten? Cüzdan cebiyse neyse de bozuk para cebi ya da kıç cebiyse yandın. Hani yaşını küçük söyleyenler için; küçül de cebime gir, derler ya, işte öyle bir şey). ‘Cebin ne marka?’ (Marka giyme merakı ne denli de gelişmiş. Giysiler bitti, şimdi de ceplerinin markalarına geldi sıra). ‘Cebin titreşimli mi?’ (Çok kösnül bir soru; ey telefon titre ve kendine dön).”


“Bana bir “Ahveş’in keçisi”nden lâzım:” diyerek söze başlanan kitapta
sizlere içeriğini kendisi söyleyecek bazı konu başlıkları ise şöyle;


“ÜÇ TARZ-SİYASET” VE TÜRKÇECİLİK:
TÜRKÇE YAZI DİLİNİN GEÇİRDİĞİ EVRELER
 “HOOP SAİT”TEN “OFSAYT’A
DERBY”NİN SPOR EKİNİMİZE KATKILARI
YAZILDIĞI GİBİ OKUNAN REKLAMLAR
ÇAV...VAV!!! ÇAK BE MORUK...
GEREKİRSE KALEMİNİ KIR; AMA ASLA SATMA
SAVAŞ ABİ! BİRAZ DA DİNLESEN DİYORUM...
 “GLOBALLEŞME” ZİYAFETİNDEN, TOPLUMSAL MİDE GURULTUSUNA...
“DİL YARASINA” TUZ GEREK:
YUNARKEN ÇIĞIRMAK GÜZEL DE KIRINMAK TEHLİKELİDİR...
ANASINI SATİM SAYIN SEYİRCİLER
BİR TÜRK DÜNYA’YA BEDELDİR, PEKİ YA TÜRKÇE!

Gördüklerini, okuduklarını, duyduklarını  bildikleri ile karşılaştırmış; bilmediklerini araştırmış ve dikkatlerimizi hatanın kaynağındaki bilgi ile ve en önemlisi insanı sıkmadan, bunaltmadan, yokuşlara sürmeden; bizlere, bilerek bilmeyerek yaptığımız yanlışları, el fenerini çağrıştıran sarı- siyah renkli kitap kapağının içindeki 227 sayfa ile yüzlerimizde sürekli bir tebessüm, akılda kalıcılık sağlayarak sunmuş.


 Kitapda yazar ile ilgili;
“Cumhuriyet,  Yeni Yüzyıl, Yarın, Sabah, Yeniden, Adam Sanat, Eski, Anadili, Yaba Öykü, Yaba Edebiyat, Şiir Ülkesi, Berfin Bahar, gibi birçok  dergide sanat, kültür, yazın, estetik gibi konularda yazıları ve şiirleri yayımlandı” deniliyor.


Hemen hemen hiçbirimiz yalanı sevmeyiz, sevmek de istemeyiz.
Doğru söylemek sadece yalan söylememek değil de; doğru, temelli, düzgün, amiyane olmayan, uydurulmamış, kısaltırken konuşmaları S.O.S veren gemi telgrafçısı olmadığımızda;  farklı dillerin evliliklerinden ecüş bücüş çarpık çurpuk dil çocuklarının doğmasına izin vermeden, melezliğin çok hoş doğru kıvamlarını da içerdiğinde,  “söz gümüşse sükût altındır” sözü gidecek, yerine, konuşan ve anlaşan insanlığı anlatacak “sükût gümüşse söz altındır”sözü gelecektir sanırım.


Her tercih bir vazgeçiştir ne de olsa. 

Her bir insan kocaman ayrı  dünya. 

Dünyalar arası en büyük yol olan dil ile ulaşımda doğrularımız ile yanlışlarımızı bilip, tercihlerimizi yaptığımız vazgeçişlerde, birbirlerimize en iyi anlatım ile erişebilmek dileklerimle.



01.01.2004


Yorum Gönder