şükran aydın

Ne Hissettinse O'sundur 《 şükran aydın 》: mürekkep acısında hissedilenler

mürekkep acısında hissedilenler


Şükran Aydın’ın ‘İç Konuşmaları’



Şükran Aydın’ın ilk şiir kitabı “Mürekkep Acısı” çıktı.


O’nu,finans dünyası ve geri kazanım e-çaba grubu olan https://groups.yahoo.com/neo/groups/geri-kazanim adresindeki çalışmalarıyla tanıyanlar, “şiir kitabı da nerden çıktı” diyebilirler. Aynı zamanda profesyonel bir “yaşam koçu” da olan Aydın, lirizm ve ironinin kenarlarında dolaşan şiirleri ile kendini tanıyanları şaşırtmayı başarabilecek nitelikte bir kitaba imza atmış.


Goethe’nin “Her ne yapabiliyorsan onunla başla, çünkü cesaretin içinde zeka ve sihir vardır” sözünü okurlarıyla paylaşarak kitabına başlayan Aydın, acelesi olmayan bir geniş zaman şeyhi gibi, “iç konuşmaları”nı derin ve titiz bir işçilikten geçirerek dizmiş dizelere… Öyle ki, toplam 64 sayfalık kitaba 53 şiir sığdırmış…


Kitabın arka kapağına ve ilk sayfasına aldığı satırlardan, Şükran Aydın’ın kendisine pek de “şair” demediği anlaşılıyor. Uslu ve edep sahibi bir çırak edasıyla “iç konuşmalarım” diyor şiirlerine. Böyle yaparak da, yakaladığı şiir damarına çekiyor okurlarını.


Şair olanlar –veya şiirden anlayanlar-, kısa şiir yazmanın zorluğunu çok iyi bilirler. Aydın,  bu kısa şiirleri/ dizeleri söylerken zorlanmak ve kontrolü kaybetmek yerine, zekice söz oyunlarıyla farklı bir ritim yakalıyor. Örneğin, “bağ” şiiri, sadece iki dize: “darağacından da incesin/ beni kendine astığın zaman.”


Şiirlerinde farklı bir ironi barındırıyor şair. “unutkan ekmek hamuru” şiirinde, “unutkan ekmek hamurusun pişmeden usanmaz aklın” derken, “vara vara gideceğim yer yok”, “aşk: dinlerin en büyüğü”, “suların ötüşünü gürültü deme”, “nasıl yaktın/ karınca bacaklı karıncaları” vb. dizelerde, sözcüklere zekice anlam yüklemeyi başarıyor.

Şükran Aydın’ın, “yarım yüzyıldır yoldayım/ sana gelmek ne uzun”, “kederin kaplarında soyunadur/ bahar gelip giydirir elbet şair”, “yollardan öte yangına gittik/ yan yan bittik”, “yandı içim dışım/ yansın içim dışım” vb. kısa şiirlerindeki söyleyiş yeteneği, uzun şiirlerinde –seyrek de olsa- (kadınsındır sadelik sana yeter, aşktan yana bir umuş/ ‘mutlu aşk yoktur’u durmadan öğreniş… vb.) yerli yerine oturmuyor.


Mürekkep Acısı”, bir ilk kitap olmanın ötesinde, “doğru” ve “samimi” bir şiir dili kurmak/ kurgulamak isteyen şaire, iyi bir çıkış kapısı aralıyor.


Şiirden yana kısır bir yüzyıla giren Türk edebiyatına duruşu, anlam katmanları, söz dizimi, duyarlılığı ve şiire sadakati ile yerli yerinde bir duruş getirme kaygısında olan şair, bundan sonraki çalışmalarının ipuçlarını da bu eseriyle vermiş oluyor…(Mürekkep Acısı, artshop, 64 s., 2006)

14.11.2006


Yorum Gönder