şükran aydın

Ne Hissettinse O'sundur 《 şükran aydın 》: Laf

Laf

nehissettinseo, ne hissettinse o'sundur, şükran aydın, farkındalık koçu, büyü dükkanı, laf

Laf


Çocuk, bisikletinin üzerinden, boy boya gelişimizi fırsat bilerek laf attı. 
Gözlerimle Osmanlı tokadını yapıştırdım
Handiyse orada kulaklarını kesip onsuz asacaktım.

“Annen yaşındayım.”

“O zaman annem gibi giyinsene,” dedi çocuk.

İnsan nasıl giyinirdi? İnsanı ne giydirirdi?
Öğrendikleri, yalnızlığı, aşkları, sözleri, gezmeleri, başkaları...

Annen gibi giyinmek için giysiler almam, içini doldurmam, yemem, yerden bitme hayal kurmam, yılların sıradan geçmesine ucuz biletler kesmem gerekiyor diye düşünürken, donmuş bakışlarımdan irkilmiş olmalı ki düştüğü yerden gitmek yerine bakıyordu hâlâ.  

Gözlük gözü, göz yaşı, yaş özü, öz yaşanmış da süzülmüş ince sızılarımı saklıyormuş
Döküldü birden. Bu sefer bakışlarının pervasızlığıyla gözlüğümü aşmasına fırsat vermedim.

Nereden biliyorsun gemici düğümünü çocuk! Oysa doğduğuna pişman ekmekti niyetim.
Annen yerinde olup ölmeye yetmeyecek gücüm.

Yaşım annen, ruhum çocuk.

Haydi toz ol, toza karış, kulaklarını al çocuk

şükran aydın

16.07.2006

Fotograf; şükran aydın 27.11.2004 14:32 Koşuyolu Kadıköy İstanbul Türkiye





Laf'tan Öncesi


Selam

Yıllardır sarı gülüşlü güzel dost,
"siz düz yazı da yazmalısınız, öykü, deneme, roman da yazmalısınız" derdi.

Ben yanaşmazdım şiirden başımı alıp gitmek istemezdim.

Şiir en kısa öykü en kısa romandı tüm yaşamları/mı toplayıp anlatanHala da öyle.

13-16 Temmuz 2006 yaratıcı yazarlık ve deneysel düşünce çalışma atölyesi//Aydın Şimşek ve 
tüm katılımcıların da aynı zamanda bir diğerine geri bildirimlerle yedek öğretici olduğu bir atölye çalışmasında -ödev- yapmam gerekiyordu.

Şiire ne katılırdı diye idi arada da itiraf edeyim katılımımın nedeni. :)

Sabah derse giderken kaleme aldım;
yazmadan evvel, eğitimini alarak, öykü, roman, düz yazı nedir ne değildirlerini, 
yazdıktan sonra pencereden silkelemek gerektiğini 
öğrenecek kadar şanslı olarak.

Şiirde  olduğu kadar düşe kalka yara bere içinde kalmadan
yaşayıp yaşayıp yaşamadıklarımı da süzüp süzüp özetleme sancılarından
uzak olarak.

"Yaşanmış bir anın" büyütülen merceğinden çıkan ilk öyküm.

Sunarım.

Düşündüklerinizi, hissettiklerinizi almak isterim.

Daha da büyük şansım "ömürlük bir dostumun olduğudur"
yazılacak öykülerden de öte.

Teşekkür ederim, tüm bu an'a taşıyan süreçteki adı olan olmayan yol arkadaşları/m sizlere .

Sevgiler

şükran aydın

30.07.2006
Yorum Gönder