şükran aydın

Ne Hissettinse O'sundur 《 şükran aydın 》: Selam Taşıyamayacak Yaşlı Hissettin mi Hiç

Selam Taşıyamayacak Yaşlı Hissettin mi Hiç

#nehissettinseo

Selam Taşıyamayacak Kadar Yaşlı Hissettin mi Hiç?



Yazarlardan karakterlerinizi nasıl oluşturuyorsunuz ve sinemacılardan da o karaktere nasıl hazırlandınız sorusuna gelen "insanları izleyerek" cevabını biraz inandırıcı bulmazdım. Şimdi buluyorum

Camdan insanları her daim seyir eden insanları da anlamazdım. Tüm gün o camdan ne beklenir? Başka insanları ve zamanla da aynılaşan insanları izlemek ne verir insana? diye düşünürdüm. Buna birazcık hak veriyorum şimdi.

İnsanları izleme şansım oldu yeni. Çok değişik bir durum. Hiç önce deneyimlememiştim. Yani 1.5 dakika kadar camdan öyle direk gibi bakabiliyorum şimdilik. Ve düşünüyorum Tanrı bizi karınca gibi dolaşırken her halimizle  izlerken ne çok gülüyordur  ve ne çok düşünüyordur hallerimize.

Hergün uygun olduğumda 30 dakika izleme kulesi görev yazdım kendime doktor edasıyla.

Bugün sabah pencereyi açtığımda tüm semt uyanmış giyinmiş yollara çıkmış sohbete bile başlamıştı. Yaşlı iki kadın köşe başında sohbetin dibini tutturmuş tam ocaktan alacakken ben geldim uzaktan göz ve kulaklarımla.

Yaşları 65 ve üzeri olan, birisi dik duruşlu, nispeten dolgu topuklu ayakkabı giymiş, etek gömleğini düz beyaz saçlarına taç takarak tamamlamış. Bunun adı mavi olsun.

Diğeri, ilk ellerini gördüm, titriyor durmadan, elinde eski çağ, o görmekte zorlandığı gözlerine hiç uygun olmayan küçücük telefon vardı, hafif de kilosu, havanın sıcaklığı da bunaltmış, serçe tutar gibi iki titreyen eliyle telefona hakim olmaya çalışıyordu. Bunun adı sarı olsun.

Finallerinde şahit olduğum repliği söylüyorum;
Mavi -
selam söyle
Sarı  - ne çok selam söyledin

Ayrıldılar.

Mavi elindeki iki torbayla dik yürüyüşüyle ihtiyarlığını savurarak gitti.

Sarı, dört adımlık yolu, titreyen ellerine eşlik etmekte zorlanan ayaklarıyla kaldırım karasına ayak bastı.

Gelelim bana, ilk 10 saniyede bu metni yazdım ve bitirdim.

Bitiremediğim ise yaşlılık oldu.

Anlaşılan o ki mavi birkaç kişiye selam söylemişti, ancak sarı bunları aklında tutamayacak olduğunun ızdırabını duydu, telefona isimleri yazmaya yeltendi bi ara, minik telefonun ekranını tuşlarını hele de güneşte görmek ne mümkün, ha bi de önceden titreyen telefonu tutabilmek var.

Yaşlılık dostum, zorluk dostum, acizlik dostum, işte alınan selamı taşıyamamak ve yerine ulaştıramamaktı.

Ruhen, fikren, kalben, bedenen yaşlanan o kadar çok insan var ki aramızda darmadağan açık ve gizli YAŞtalar.
Selam taşıyamayacak kadar yaşlı hissettin mi hiç?

Hey dostlar yaşlılarınıza bir anda ekranları görebilecek telefon alın. Onlar size fazlasıyla baktılar. Gerekirse boynuna iple asın, olmaz ayıp. Ve başka neleri eksik ya da neleri fazla ise alın onlara ve onlardan.


Bir an ne kadar yaşamak isterim diye düşündüm, "düşmeden yaşamak" dedi içim.

Hayat sarmaş dolaş geldikçe, koluma girmek istedikçe hadi benle yürü diye, hayatla beraber dik yürüyecek kadar, Ya Selam'dan esenlik alarak.


30 dakika kendime verdiğim görevin ilk 1.5 dakika sonrası, yüzüme anlamsızlığın verdiği bi gülümseme, sonra göz göze kaş kaşa geliyoruz insanlarla, dostum bu penceren izlemek, televizyon izlemek zulmünden daha zormuş. Bir şempanze bile benden camda daha fazla durabilir/di. :)

Hüzünle

Sevgiler

Farkındalık Koçu
#NeHissettinseO
13.07.2016 18:36
Fotoğraf; şükran aydın (fotoğraf olay anının değildir) 06.07.2016 Kuzguncuk Üsküdar İstanbul Türkiye
Yorum Gönder